AY’IN İÇ YAPISI. Prof.Dr.uğur Kaynak

Apollo Misyonunun Ay keşiflerinden önce yapılan kütleçekimsel (gravitatif) ölçümlerden ve bu ölçümlere dayalı olarak yapılan bilgisayar modellemelerinden elde edilen Ay kesiti üç katmanlı olup bunlar,1. Eksantrik bir Ay kabuğu2. Ay Mantosu3. Ay Çekirdeğiolarak kotarılmıştı.Ancak Apollo misyonunun Ayda yaptığı Jeofizik ölçümler sonucunda bu gravitatif modele göre önemli değişiklikler elde edildi. Bu Jeofizik ölçümler Jeolog Dr. Harrison Schmidth tarafından canlı yayınlarda bütün dünyanın gözü önünde uygulandı. Bu nasıl Jeologsa numune toplamanın dışında yaptıklarının hepsi Jeofiziksel ölçümlerdi. İlk birkaç gün uzak yakın demeden Ay aracı ile inanılmaz hızlar yaparak kayaç numuneleri topladı. Daha sonra Magnetometreyi ve deprem ölçümleri için Jeofonları yerleştirip çalışır vaziyete getirerek verici antenlerini ayarladı. En son olarak da en zor işlem olan Rezistivite Wenner açılımını uyguladı. Bu açılımla Ay regoliti denilen volkanik curufun kalınlığını ölçmeği hedeflemişti. Bu arada ayda rastlanılan kayaçların hepsi de magmatik veya volkanik kökenli olup isim olarak en çok rastlanılandan en aza doğru Krep Norit, Basalt, Gabro ve Regolit olarak sıralanabilirler. Bu kayaçların Yerküredeki kardeşlerinden tek farkı çok yüksek oranda Titan içermeleridir.Daha Apollo-17 ekibi oradayken bir iki adet küçük Ay depremi (Moonquake) oluşmuştu. Asıl deprem ise Örümcek adı verilen Ay Modülünün Aydan yeterinde yükseldikten sonra Ay Kapsülü yörüngeye otururken en uygun noktadan tekrar Aya düşmek üzere fren yapmasıyla ve Ay’a çarpmasıyla oluşturulacaktı. Tabiidir ki daha sonraki meteorit çarpmaları da işe yaradı. Ancak derinlerde oluşan Ay depremleri de kaydedilmeye başlanmıştı. Bu şekilde elde edilen deprem kayıtlarından hangisi yapay deprem hangisi doğal deprem bildirilmemiş. Sayın Oksal’ın gönderdiği kayıtları ben de ilk defa görüyorum. Bizimle paylaştığı için kendisine teşekkür ederim.Bu kayıtlara göre elde edilen depremcikler genlik bakımından küçük, yani düşük enerjili fakat toplam süre bakımından oldukça uzun süreli oluşmuşlar. Buradan yapılabilecek ilk yorum şu olacaktır:Bu deprem kayıtları Yerküreye ait değildir.Şimdi bunu okuyan Sevgili Fuat Agalday, “Pes yani Hocam. Nasıl da bildin!” derse haksız mı çocuk?Bu önemli ama garip cümleyi biraz açmak gerekiyor. Her Gök cismi, kendine özgü bir deprem biçemine “formatına” sahiptir. Bu biçem, o gezegenin ya da uydunun genel yapısını yansıtan karakteristikler taşır. Ay depremlerini karakteristiği ise yaklaşık 738 km yarı çapında (ya da 1476 km çapında) bir astenosfer merkez katmanına sahip olmasıdır. Bu astenosfer ismi ile müsemma elastoplastiktir. Elastoplastik malzeme deprem dalgalarından P dalgasını sorunsuz olarak iletirken S dalgasını çok fazla yavaşlatır. İkinci yorum ise “Ay çekirdeğini oluşturan astenosfer küresinin vizkositesi Yerkürenin kabuk altında yer alan 300 km kalınlıklı astenosferden daha düşüktür” şeklinde olabilir.Eğer Ay astenosfer iç küresinin viskozitesi Yerküreninkine göre daha düşükse bu kez her depremde bu iç küre uzun bir müddet çalkalanmaya devam edecektir. İşte minik Ay depremlerinde toplam sarsıntı süresinin bu kadar uzun olmasının nedeni bu düşük vizkositeli yarı ergimiş kaya çekirdeğin çalkalanma moduna geçmesidir. Bu iç yapısı ile Ay termal dengesine ulaşmak üzere olan bir uydu görünümündedir. Yarı ergimiş bir çekirdeğin varlığı ve bu kayaç çekirdeğin hızlı konveksiyonlara sahip olması en azından çekirdek litosfer sınırına yakın derinliklerde yerleşme ve kayma yapan bloklanmış kabuk hareketlerine neden olmaktadır. Sonuç olarak Ayda salınan enerji bakımından 4 Richterden daha büyük enerjili deprem beklenilmemelidir. Bu arada Ayın en önemli özelliği ise bütün termodinamik yasalarını alt üst ederek bundan üç milyar yıl önce bize bakan yüzünün dıştan içe doğru ergimesidir. Çok uzun ve karmaşık bir hikaye. Belki bir gün neler olduğunu anlatırım.