DEPREM, SAVAŞ VE TOPLUM

DEPREM, SAVAŞ VE TOPLUM
Ağır yıkım, ağır hasar ve can kayıplarına neden olan bir deprem veya bir savaş, çok yönlü etkilere sahiptir. Bunlar,
1.Can kayıpları
2.Yaralılar ve sakatlar
3.Yıkım
4.Hasar
5.Kişisel ve sosyal travmalar
6.Ekonomik kayıplar
7.Ulusal değişimler
başlıkları altında tanımlanabilirler. Bu etkilerin kısa açılımları:
1.Can kayıpları
Bir evde, bir ailede hastalık veya kaza vs. nedenlerle bir can kaybı olduğunda, o evde, o ailede oluşan yas ve matem aylarca ve hatta yıllarca sürebilir. Özellikle zamansız bir can kaybı, hem ailesi için hem de çevresi için bir hüzün kaynağıdır.
Ama bir depremde, yakın kan bağları olan bir “geniş aile”de yirmi can kaybı olduğuna, bir aileden ise sadece bir genç erkek çocuğunun geriye kaldığına ve buna benzer birçok trajedilerin yaşandığına bizzat tanık oldum. Buna benzer yüzlerce trajedinin yaşandığını hepimiz gazetelerden okuduk. Depremdeki can kayıpları günlük hayattaki can kayıpları ile kıyaslanamaz.
Örneğin körfez ilçesinde yerleşime uygunluk projesi için boş bir arsada sismik etüd yaparken, kenardaki ağaçlıkların gölgesinde oturan yaşlı bir çift, bize ne yaptığımızı sordular. Bundan sonraki deprem için önlem aldığımızı söyleyince bu kez aletin yer altını gösterip göstermediğini sordular. Cevap olarak her şeyi gösterir dediğimizde,
“Sanmıyoruz.” Dediler. O ölçü aldığımız yerin altında kocaman bir sitenin iki kat bodrum dairelerinin içerisinde yaşamakta olan otuziki ailenin, yerle bir olan sitenin dağ gibi beton bloklarının altında bir ay kadar kaldıklarını ve onların kurtarılmasına hiçbir zaman sıra gelmediği için, yetkililer tarafından ancak depremden 40 gün sonra molozların kaldırıldığını ve sonra arazinin, cenazeler cıkarılmadan düzleştirilmesine karar verildiğini ve onların hâlâ ölçü aldığımız toprakların altında, rahat yataklarında uyuduklarını söylediler.
2. Yaralılar ve Sakatlar.
Bir depremden yaralı olarak kurtulanlar da sınıflandırılırlar:
a.El, ayak, burun kulak ve hatta böbrekten yaralılar,
b.Yürekten yaralılar,
c.Akıldan, fikirden, zihinden, …ve en önemlisi inançtan yaralılar…
Bütün bunlardan sonra bunların hepsinin toplandığı tek bir grup vardır:
d.Toplum, Devlet ve Tanrı tarafından unutulan yaralılar…
3.Yıkım.
Ülkemizde bu konuda söylenecek iki şey var:
BİR:
Soru:
Nasıl olur da bu büyüklükteki bir depremde bu kadar büyük yıkım olur???
Yanıtlardan sadece biri:
Örneğin bu Ülkede BS 30 olması gereken beton kalitesi %80 oranında BS 14 kalitesinin altında çıkarsa böyle olur…
Sebep: Çoğu çimento fabrikalarımızın taş ocaklarındaki kireçtaşı, ocak ilerledikçe dolomitleşmeye başlayınca, (Ca2CO3 azalıp Mg2CO3 artınca) kilometrelerce uzaktaki yeni bir temiz ocaktan ham madde getirmektense, kalitesi bozulmuş yakın ocaktan üretim yapmaya devam etmeleri.
İKİ:
Soru:
Neden diğer deprem ülkelerinde “kolon boyu kısalmasına” bile cevaz verilip, Kolon-Tabliye ek yerinden kırılıp yassı kadayıf görüntüsü veren bir yıkım tarzı tanımlanmamış iken, bizde yıkımların ekserisi böyle oluşmakta?
Yanıt:
Burası Türkiye(!)
Sebep:
Bütün Türkiye’de…
1.Etriye bağlanmasının kalfanın insafına bırakılması
2.Konsol kirişlerinin veya genişletilmiş tabliyenin üzerine 2 metre açıklıklı çıkma yapabilme marifeti
3.Zayıf kolon-Güçlü kiriş hastalığı
4.Taban kesme kuvvetine karşı , (Mağaza katı, Asma Kat ve Bant Bencere zayıflığı vs ile) zemin katın söndürücüsüz bırakılması………
4.Hasar.
-Eğer panodaki kompresyon eziği veya dilatasyon çatlağı, diyagonal çatlakla karıştırılırsa,
-Eğer dolgu duvarlardaki çapraz germe çatlakları ile çerçevedeki gönye sapmaları aynı kefeye konulurlarsa
-Eğer rijit düşeyden sapmalarla plastik düşeyden sapmalar aynı kefeye konulurlarsa ;
“orta hasar” tanımlamasında bir kavram kargaşası oluşur. Bu durumda orta hasarlı yapılar güçlendirilerek ya da onarılarak rehabilite edileceğinden, bu yapılar ikinci depremde potansiyel göçük olacaklardır.
Bunun vebalini kim karşılayabilir???
İhanetin belgesi olur mu? Olur!!!
Bu yüzden hasar tesbiti işlemi hayati önem taşır. “Alt kat hafif hasarlı, orta kat orta hasarlı” komedisi ise, doğu Marmara depreminde, depremzedelere ihanet edildiğinin belgesidir.
5.Kişisel ve Sosyal Travmalar.
Bir tek örnek yeterli olacaktır.
Doğu Marmara depreminin üzerinden onaltı tam yıl geçmiş olmasına karşın, hâlâ milyonlarca insanımız saat 03’ten sonra uyuyabilmektedir.
Bu hem kişisel hem de sosyal bir travmanın en hafif belirtisidir…
6.Ekonomik kayıplar.
Doğu Marmara depremindeki ekonomik kayıplarımızın onlu milyar dolarlarla ifade edildiğini hepimiz biliriz. Ancak Ülkemizde hiçbir zaman enflasyon muhasebesi yapılmadığı için gerçek kayıplarımızın ne miktarlarda olduğu da belirsizliğini korumaktadır. Doğu Marmara Depreminin ekonomik kayıp boyutunun içerisine Ekonomik Krizi de eklemek gerekir. O zaman kayıplar üç haneli dolarlara ulaşacaktır. Beklenilen Orta Marmara Depreminin ekonomik kayıpları da en azından bu kadar olabilecek veya daha da büyük olabilecektir.
Anadolu’nun herhangi bir kentinde oluşacak bir depremin ekonomik kayıpları ise, o kentin gayrı safi milli hasılaya koyduğu katkı oranında “arzu edilirse” hesaplanabilir.
7.Ulusal değişimler.
Bunlar,
Göç,
Fuhuş,
Gasp,
Kapkaç,
Hırsızlık,
Cinayet,
Kredi Kartı yolsuzluğu,
İntihar,
Boşanma,
İhtikâr,
Dolandırıcılık,
Gıda sektörü terörü,

Sonuçta Ulusal “Değer Yargıları”nın Erozyonu,
olarak değerlendirilebilir. Bu değerlendirme ise çok geniş kapsamlı bir doktora tezi niteliğinde bir çalışmayı gerektirir.
Sonuçta Ülkemizin herhangi bir yerinde oluşacak şiddetli bir deprem, yöresel bir sorun olmayıp Ülke çapında bir sorunlar yumağı olarak karşımıza çıkmaktadır ve çıkacaktır. Bu değerlendirmelere Ortadoğuda çıkarılmak istenilen Armageddon Savaşlarını da aynen dahil edebiliriz.
Çok büyük depremlerde ve savaşlarda ise, bu sorunlar yumağına ne yazık ki “Ülkenin Ekonomik Bağımsızlığı” da eklenmekte ve sonuçta “İç ve Dış Güvenlik Sorunları” gündeme gelebilmektedir.

  • Yazıları

Prof.Dr.Uğur KAYNAK: Elazığ’da doğdu. İlk, Orta ve Lise Öğrenimlerini aynı kentte yaptı. 1965 yılında İ.Ü.F.F. Jeofizik-Jeoloji Lisans, 1977 yılında Ms.D. çalışması yaptı. İki yıl aynı bölümde asistan olarak çalıştı. Kendi isteği ile ayrılarak Yedek subaylık hizmetini Lüleburgaz’da Ulş. Yd. Sb. olarak yaptı. 1967 yılında Cizre’de 742 ve 753 No’lu sahalarda petrol jeolojisi etütleri yaptı. Ankara Beynam kömür ocaklarında şantiye şefi olarak çalıştı. 1969 yılından itibaren Etibank Maden Aramalar Dairesinde Jeofizikçi, Kamp Şefi, Baş Mühendis ve Şantiye Şefi olarak 9,5 yıl çalıştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığın tarafından, üretimi artırıcı çalışmalarından dolayı iki kez ödüllendirildi. 1978 yılında Elazığ DMMA’da, YÖK Yasasından sonra Fırat Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 1984 yılında Yrd. Doç. Dr. olarak Yıldız Üniversitesine atandı. Kocaeli Üniversitesinden 2000 yılında Kadrolu Profesör olarak emekli oldu. Evli ve iki doktor babası olan U. Kaynak’ın 59 adedi depremle ilgili olmak üzere 150’den fazla yayını bulunmaktadır.

Bir cevap yazın