PROF.DR. UĞUR KAYNAK HOCAMIZ UYARIYOR.!


Yüzlerce kez yazsam da faydası yok. Ama yine de yazmak zorundayım:
14 Kasımda beklenilen Süper Ay ‘ın dünya çapında felaketlere ve özellikle depremlere neden olacağını söyleyenler, bekleyenler ve bu söylenenlere inananların sayısı “-Haçcaanım sen de!” diyenleri ikiye üçe katlar. Ben de bunu kabul etmeyenlerdenim. Ama “gönlümde öyle yattığı için” değil, elimde sağlam veriler olduğu için kabul etmeyenlerdenim.
Veriler:
1)Wobble Etkisi diye bilinen bir fenomen vardır. İster okyanussal olsun, ister kıtasal olsun bütün yer kabuğu (kendi çevresinde dönen) Ay’ı takip ederek bir miktar kabarır. Bu kabarmanın miktarı Güneşin katkısıyla iki değişkenli hâle gelir. Ay’la Güneş karşılıklı olduğu zamanlar, yani dolunay zamanlarında, (ister ay tutulması olsun, ister olmasın) kabarma miktarı 65 cm olarak ölçülmüştür. Aksine Ay’la güneş aynı tarafta (yani ayın gözlerden kaybolduğu) Yeni Ay zamanlarında (ister Güneş Tutulması olsun, ister olmasın) ikisinin çekim gücü toplanacağından, 80 cm kabarma ölçülmüştür. Bu ölçümler daha önceden gravimetride yapılan “ay petürbasyonu” ve “güneş pertürbasyonu” hesaplamalarını doğrulamış olmaktadır.
2)Anadolu’nun iki baba fay (KAFZ ve DAZF) arasında kalan tektonik blokda M küçüktür 3 , yani ikilik depremler binlerce oluşurken, bu blokun dışındaki Karadeniz dağlarında (ki halen transpresyon etkisiyle yükselmektedir) ve Toros Dağlarında ( ki halen Dalma-Batma kompresyonu etkisiyle yükselmektedir) Yılda üç-beş ikilik deprem oluşmaktadır. Bu durum, hiçbir kimsenin itiraz edemeyeceği sağlamlıkta Ay’a bağlı depremleri varlığını reddeder.
3) yapılan istatistiksel çalışmalara göre Ay Tutulmaları ile deprem oluş frekansları arasındaki ilişkinin çok daha yüksek beklentilere karşılık %6 oranında olması yerbilimi çevrelerini bile(!)şaşırtmıştır.
Sonuç:
Depremler tektonik nedenlerle oluşmaktadır. Ayın Wobble etkisi ise, yerkabuğunun sistematik çatlaklarında mikron mertebesinde sürtünmelere neden olmakta ve böylece yerkabuğuna inanılmaz miktarlarda ısı enerjisi transfer ederek zaten kritik durumda olan astenosferin kristallenmesini engellemekte ve böylece Levha Tektoniğinin varlığını ve ömrünü uzatmaktadır.
Bu konularda son zamanlarda özellikle batımızda ve doğumuzda yüzlerce nefis makaleler yayınlanmaktadır. Biz ise ortada Fransız kaldık…

Bir cevap yazın