Teksas’ın Sarı Gülleri

(Voice of America-Earthquake Prediction başlıklı haber):
——————–
VOICE ONE:
The experiment was performed near Parkfield, California. Two earthquakes hit the area in late two thousand five. The first took place on December twenty-fifth. A smaller earthquake struck five days later.

The scientists noted changes in the Earth’s surface about ten hours before the first quake struck. That quake measured three in intensity. They then found similar changes taking place two hours before the other quake struck five days later.

VOICE TWO:
Fenglin Niu is a seismologist with Rice University in Houston, Texas. He and his team performed experiments along California’s San Andreas Fault, an area famous for its many earthquakes.

The team placed highly sensitive electrical devices about one kilometer below ground in two different places. The devices were able to measure even small changes in air pressure on the Earth’s surface. The scientists say such changes are caused when rocks push together, forcing air out of small cracks in the rock. When this happens, seismic waves travel faster than usual through the rock.
———————-
Jeofizikçiler otuz- kırk yıldan beri petrol aramalarında açılan sondaj kuyularından jeofiziksel ölçümler yapmak için yararlanırlar. Bu yönteme Kuyu Logu (Well Logging) adı verilir. Sondaj kuyuların içerisinde bütün yeryüzünde uygulanan jeofizik yöntemler uygulandığı gibi, yeryüzünde uygulanması zor olanlar da uygulanabilmektedir. Burada bu log çeşitlerini tanıtmanın bir yararı yok. Bunlardan ikisi üzerinde durmak konumuz için yeterli olacaktır. Bunlar Sonik Log ve Rezistivite logu olarak adlandırılırlar. Bunların kuru kuyuda ve akışkanla dolu kuyuda uygulanabilen türleri olduğu gibi ince katmanlar için olanları, kuyu içi çamuru için veya petrol için olanları falan vardır.

Durum Hikâye’miz şöyle başlar: Bu ne Yaa?
Tabi ki bu keşif Teksas’ta yapılacaktı. Bunun nedeni ise “♪.There’s a Yello-rooz in Teksıs ♫.” marşında da belirtildiği gibi mutlu Holstein ineklerinin otladığı sarı güllü tarlalar değil, o tarlaların altı idi. Bu Teksas ekibi, bu tarlaların altını üstüne getirirken, sıra dışı bir fenomen fark ettiler. Teksas’ta açılan yüzlerce sondaj kuyusunda ölçülen parametrelerin bazıları zaman içerisinde değişim göstermekte idiler. Bunu fark eden Houston Üniversitesinden çekik gözlü Fenglin Niu, bu olayı açıklamak için Feng-Sui yerine jeofizikten yararlanmaya karar verdi. Zira artık yatak odasından bakınca tuvaletin kapısının görülüp görülmediğine aldırmıyordu. O artık bir Amerikalı olmuştu. Ve Case History’miz şöyle biter:
Olamaaaz!?

Adam, (bundan sonra Dr.Fenglin Niu’ya kısaca “adam” denilecektir. Çünkü kendisi adam gibi adamdır), biz jeofizikçilerin çok iyi bildiği kuyu korelasyonu hız atışları tertibinde hafiften bir değişiklik yapar. San Andreas’ın kollarından biri olan Park Field fayının kompartmanlarının biri üzerinde Sondaj kuyuları açtırır. Bu kuyulardan birine bir küçük sarsıntıyapar indirir. Diğer kuyuya sarsıntıyapar frekansına uygun jeofonlar indirir. Sarsıntıyapar’dan çıkıp yüz-ikiyüz metre yol alıp da diğer kuyuya gelen yapay sismik dalgalar sürekli olarak algılanır ve sayısallaştırılır. Kamptaki ofiste Analog Hız – Zaman grafiği halinde monitöre yansıtılır. Ayrıca elektrik akımı da verilir. Bu elektriksel deney Kalifornia’da ve Teksas’da, birbirine yakın kuyularda devam eder.
—————————
Şimdi bu analog Hız-Zaman Grafikleri sanki bizim elimizde imiş gibi bunların üzerinde çalışmaya başlayalım:
Daha önce de birçok kez yinelediğim gibi yerkabuğunun üst kısmındaki kayaçlar düşey-yatay-verev çatlak sistemleri ile bloklanmıştır. Bunu nedeni Ay’ın bu kabuk katmanında oluşturduğu med yuvarlanmasıdır. (Wobble effect). Sürekli olarak sismik hız ölçüldüğünde, adam ve ekibi görmüş ki sismik hızla kuyuların üzerindeki hava basıncı ters orantılı olarak değişim göstermektedir. Bunun tek açıklaması vardır. Hava basıncı arttığında kayaların çatlakları arasına hava basılmakta ve kayalar biraz daha yüzdürülmektedir. Bu sırada çatlaklar mikron mertebesinde genişlemiş olsalar bile bu yeni oluşan gaz engelleri, sismik hızı yavaşlatmaktadır. Bunu tersi de geçerli olup hava basıncı azaldığında, kayalar birbirlerine biraz daha yaklaşmakta ve çatlaklardaki hava ve/veya gaz atmosfere fışkırtılmaktadır. 100 km uzunluktaki normal boyutlu bir fay parçasındaki kayaçların çatlak boşluklarına sadece hava basıncı değişimleri yüzünden 4-5 km³ havanın girip çıktığı hesaplamak hiç de zor değildir.
Bu nedenlerle depremsiz günlerdeki hava basıncı değişimleri ve bağlı olarak hız değişimleri, grafiğin en üst çizgisinde gösterilmiştir.

Alttaki eğride hava basıncı eğrisi iptal edildi. Grafiğin al kısmındaki sismik hız eğrisinin üzerindeki düşey çizgilerle ayrılmış bölmeleri burada biraz daha ayrıntılı olarak tanımlayalım:

Gerilim Birikimi Evresi:
Ana Şoktan 3.5 gün önce pek kayda değer bir olgu yok. Kuyudan Kuyuya sismik hız değeri sabit.

Sistematik Çatlaklar Evresi:
Sistematik çatlaklar Kayaç artık yamulmaya elastik olarak dayanamayıp yenik düşme başlangıcında görev alıp çalışmaya başlarlar. Artık geri dönülemez bir sona doğru yaklaşılmaktadır. Bu aşamada kayaç, bir miktar daha direnerek yamulmayı sistematik çatlaklarla karşılamaya çalışır. Bu aşamada yabanıl hayvanların bu çatlakların çalışma çıtırtısını duymaları nedeni ile büyük bir korkuya kapıldıkları ve özellikle yeraltında yuvada bulunanların güvenliklerini göz ardı ederek yeryüzüne çıkmaları ile sonuçlanır.
Sistematik çatlakların açılmaları, kayacın içerisinde yeni-yeni boşluklar demektir. Bu boşluklarda sismik hız yavaşlayacağından kuyudan kuyuya yol alırken sonuçta ölçülebilir miktarlarda hız kaybı yaşanacaktır.
Çatlak açılımı doyum noktasına vardığında, artık sismik hızda geçici olarak bir sabitlenme yaşanılabilir.

Kopma gerilmesi.
Fay düzlemindeki sürtünme gücü aşıldığında (Kayaç kopma gerilmesine ulaşınca) deprem artık oluşmaya başlamış demektir. Bu aşamada bir miktar da latis göçertilmesi olayı yaşanılır. Bu olay sırasında göçertilen az miktarlardaki latis enerjisi, ısı enerjisi olarak çevreye salınır. Bu durumda fayın yakın çevresindeki deforme olmuş kayaç aniden ısınacaktır. Isınan kayaç genleşir. Genleşen kayaç çatlak sistemlerine hücum eden havayı ve gazı büyük bir güçle yeryüzüne yani troposfere fışkırtır. Bu temiz ve iyonlaşmış hava ejeksiyonu sayesinde olay gece oluştuğunda yıldızlar yakın ve parıltılı olarak algılanırlar. Havada iyonize olan tozlar da hızla toprak tarafından çekilerek hava temizlenir. Kapanan çatlaklar dolayısı ile kayacın sismik hızı bu kez oldukça hızlı bir oranda artar. Bu sismik hız artımı deprem oluncaya kadar doyum noktasında asılı kalabilir. Zira artık deprem için ortam hazırlanmış olup başkaca bir petrografik faz değişimine gerek yoktur.

Deprem.
Sonunda kopma gerilmesi çok kısa süreceğinden, kayaç yenik düşeceğinden, fay boyunca yırtılarak ayrılıp, deformasyonun zorladığı yönde yeni yerleşim yerine doğru yola çıkar. Bu durumda gerilim aniden ortadan kalkmış olacağından sistematik çatlaklar kapanır. Isınan deprem koridoru hızla yan kayaçlar tarafından soğutulur. Gerilim bitirilmiş ve sıcaklık da eski değerine hızla döndürülmüş olacağından sismik hız eğrisi de normal değerine geri döner.

Bu yol haritası doğrultu atımlı ve ters atımlı fayların deprem sürecini tanımlar. Bu yol haritası eğim atımlı faylar için geçersizdir.

BİZİM DE ÖNCÜ İŞARETLERİ GÖZLEME İSTASYONLARIMIZDA BU PARAMETRELERE YÖNELMEMİZ VE BUNUN İÇİN HER İSTASYONUMUZUN YANINA BİR ÇİFT ÇAPRAZ ATIŞ + ÖZDİRENÇ + BAROMETRİK BASINÇ DÜZGÜNLEME SETİ KURMAMIZ GEREKECEKTİR.

BÜTÜN BU YAZILANLARDAN BİR TEK SONUÇ ÇIKAR. YAKINDA DEPREM TAHMİNİ YAPMAK ÇOK DAHA GÜVENİLİR HALE GELECEKTİR.

Yerbilimcilerimizin dikkatine: Son yapılan yayın taramalarında, mikro tansiyon çatlaklarına gerek olmadığı, onun görevini sistematik çatlakların yerine getirdiğini, hatta periferik magma haznelerinin görevini bile sistematik çatlakların yerine getirdiğini ileri süren, hatta ispatlayan yayınlar çoğalmaya başladı.

  • Yazıları

Prof.Dr.Uğur KAYNAK: Elazığ’da doğdu. İlk, Orta ve Lise Öğrenimlerini aynı kentte yaptı. 1965 yılında İ.Ü.F.F. Jeofizik-Jeoloji Lisans, 1977 yılında Ms.D. çalışması yaptı. İki yıl aynı bölümde asistan olarak çalıştı. Kendi isteği ile ayrılarak Yedek subaylık hizmetini Lüleburgaz’da Ulş. Yd. Sb. olarak yaptı. 1967 yılında Cizre’de 742 ve 753 No’lu sahalarda petrol jeolojisi etütleri yaptı. Ankara Beynam kömür ocaklarında şantiye şefi olarak çalıştı. 1969 yılından itibaren Etibank Maden Aramalar Dairesinde Jeofizikçi, Kamp Şefi, Baş Mühendis ve Şantiye Şefi olarak 9,5 yıl çalıştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığın tarafından, üretimi artırıcı çalışmalarından dolayı iki kez ödüllendirildi. 1978 yılında Elazığ DMMA’da, YÖK Yasasından sonra Fırat Üniversitesinde Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 1984 yılında Yrd. Doç. Dr. olarak Yıldız Üniversitesine atandı. Kocaeli Üniversitesinden 2000 yılında Kadrolu Profesör olarak emekli oldu. Evli ve iki doktor babası olan U. Kaynak’ın 59 adedi depremle ilgili olmak üzere 150’den fazla yayını bulunmaktadır.

Bir cevap yazın